Özellikle, Erdoğan’ın çevresinde iktisatçı diye geçinen, bazı kişiler ona hayatı çok zor hale getirmişti.(*)İKİ Şimşek Londra’da oturuyor.Dolayısıyla dünya piyasasının önemli yatırımcı aktörleri ile sık sık bir araya geliyor.Bazı acı gerçekleri en iyi bilecek konumda yani. Oradan aldığı bazı bilgiler tabi ki onu düşündürüyor.En önemlisi de şu:Bir yıldan bu yana Türkiye’ye gelen yabancı sermaye akımı negative dönmüş durumda.Bunun anlamı da şu:Bırakın yabancı sermaye gelişini, tam aksine yabancı sermaye Türkiye’den dışarı gidiyor.(*) ÜÇ Peki bunun nedeni ne olabilir?Tabi ki başta hukuk konusu var. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2 yıl önce Külliye’de bizzat kendisi Adalet Reformunu açıklamıştı.O günün Adalet Bakanı Gül, bu konuda çok istekliydi ve samimi şekilde çalışıyordu.Adalet sisteminde reform vaad edilmişti. Basın özgürlüğü vaad edilmişti.Ama ne olduysa bakan bir anda gitti ve reform unutuldu.Şimdi herkes biliyor ki, bu hukuk sistemi ile yabancı sermayeyi çekmek mümkün değil.(*) DÖRT: İçerde belki kamuoyu çok önemsemiyor ama, İnsan Hakları ve demokratik haklar Londra’da çok önemsenen bir konu.Selahattin Demirtaş, Osman Kavala içerdeyken, bir çok aydın yurtdışında sürgünde yaşamak zorundayken Türkiye’yi ilgi çekici bir ülke haline getirmek kolay olmayacaktı.(*) BEŞ Ancak en çok konuşulan ve endişe edilen konu, ekonomik kararların çok merkezileşmesi, bir anlamda tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsına bağlanmış olmasıydı.Faizlerin indirilmesi konusundaki ısrar, suni yollarla ve bankalara baskılarla dövizi belli seviyede tutma çabaları, ekonominin giderek Sovyet tipi bir merkezi sisteme dönüşmesi bu eleştirilerin başında geliyordu.(*) ALTI İşte bu nedenle Şimşek’in çevresinde en çok konuşulan konu, “Çifte imza” meselesiydi. Eğer ekonomiden sorumlu güçlü bir başkan yardımcısı veya bakan, seçim platformunda karşı koz olarak Ekrem İmamoğlu-Mansur Yavaş fotoğrafının karşısına konulacaksa, Cumhurbaşkanının en azından önemli bazı tayin ve kararlarda “Çifte imza” sistemini yeniden kurmasında fayda vardı.Mesela ne mi?Mesela Merkez Bankası Başkanının tayini…Mantıksız da değil.Çünkü güçlü ve Ekonomiyi düze çıkartacak gerçekçi kararlar alabilecek bir başkan yardımcısı veya bakanın Merkez Bankası Başkanı ile uyumlu çalışabilmesi için böyle bir çifte anahtar sistemi gerekliydi.(*) ALTI Sadece Şimşek’in değil, Cumhurbaşkanına yakın iş insanları arasında da, özellikle deprem sonrası daha açık bir şekilde konuşulan bir başka önemli konu daha var.Türkiye’nin Kemal Derviş dönemindeki gibi IMF’le bir anlaşmaya gitmesi zorunluğu…Deprem için 100 milyar dolara ihtiyaç var.Bunu düşük faizli kaynaklardan sağlamanın mümkün olmadığını herkes biliyor.Yüzde 10’a varacak faizlerle bu parayı belki bulabilirsiniz ama onun ödemenin zorluğu da ortada.O zaman IMF ile masaya oturmak şart gibi görünüyor.
Dün gece AKP binasının önüne bir kürsü bile hazırlanmıştı.Ancak binaya ön kapıdan giren Mehmet Şimşek arka kapıdan ayrıldı.O kürsü de sokuldu ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik gece son açıklamayı yaptı:“Mehmet Şimşek’in başka işleri var…”Pazartesi Gecesi Ateşi bir anda sönmüştü.Peki Şimşek’in çevresinde herkesin bildiği bu sırlar dün akşamki görüşmede dile getirildi mi?Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı biraz tanıyan herkes bilir ki, öyle çifte imza gibi bir modeli ona ima yollu söylemek bile hiç kolay değildir.Çünkü bu “Hızlı çalışmak” olarak prezante edilen “Güçlü başkan” modelinin sulandırılması olarak görülecek ve zaaf olarak değerlendirilecekti..Zaaf ise, Erdoğan’ın sözlüğünde bulunmayan bir kelimeydi.Çünkü böyle bir teklife ne tepki vereceğini tahmin etmek kolay.Hele hele, yıllardır kamuoyuna “Biz IMF zincirlerini kırdık” diye kahramanlık konuşmaları yapan Erdoğan’a “IMF ile masaya otur” demek…Ben hayal bile edemiyorum.Ama Mehmet Şimşek sahip olduğu saygınlık ve özgüvenle bunları söyleyebildiyse, emin olun ülke için çok iyi bir şey yapmış demektir.Yok o söylemediyse biraz cesaretimi toplayıp ben söylemiş olayım.Dün akşam AKP Genel Merkezi’nde Şimşek bunları söylemediyse, bilin ki gölgesi söylüyordu. .png)
English (United States) ·
Turkish (Turkey) ·