Kısa Klasikler'de bu ay: Eski Prag Öyküleri, Rappaccini'nin Kızı

4 yıl önce
 Eski Prag Öyküleri, Rappaccini'nin Kızı

Metroda, vapurda, otobüste ve hayatın her akanında bir çırpıda okuyabileceğiniz kısa klasik serisi devam ediyor. Her okurun severek okuyacağı kitapları tanıyalım...

Eski Prag Öyküleri Prag'ın büyülü atmosferinde zamanı durduran öyküler

9. yüzyılın renkli Prag'ından beş derin, ironik öykü: Çek şair ve gazeteci Jan Neruda'nın ilk kez 1878'de kitaplaşan Eski Prag Öyküleri, bizi tarihî kent merkezinin en pitoresk mahallesinde gezdiriyor.

Büyülü Prag'ın dolambaçlı sokakları, arnavutkaldırımları, vakur aristokrat sarayları, görkemli kiliseleri arasında dolaşırken, amansız rakipler olarak otuz yılı deviren Bay Ryšánek ile Bay Schlegl'in rekabetine ortak oluyor, tek bir hastaya bile dokunmamasıyla nam salan Doktor Heribert'le tanışıyoruz.

 Eski Prag Öyküleri, Rappaccini nin Kızı #1

Sayfa: 72

Edebiyatın vazgeçilmezi

Neruda'nın öykülerinde ölümsüzleşen yalnızca insanlar değil; kent de onlarla beraber ölümsüzlük iksirini içiyor. Prag'ın en ikonik semti Malá Strana'da geçen bu öyküler, kent sakinlerinin günlük yaşamından gerçek resimler sunuyor. Eski Prag Öyküleri, Çek edebiyatının vazgeçilmezlerinden biri.

Rappaccini'nin Kızı Karanlık romantizmin ustasından efsunlu bir aşk öyküsü

Karanlık romantizm ve gotik akımların Amerikan edebiyatındaki önemli temsilcilerinden Nathaniel Hawthorne, Rappaccini'nin Kızı'nda esrarengiz bir aşk hikâyesi anlatıyor.

Tıp öğrencisi genç Giovanni öğrenimini sürdürmek için geldiği Padova'da bir oda tutar ve böylece kendini Profesör Giacomo Rappaccini'nin bitkileriyle meşhur bahçesinin üst katında bulur. Bitkilerin dört bir yanından adeta fışkırdığı bu bahçe ürkütücü bir güzelliğe sahiptir; tıpkı Rappaccini'nin kızı Beatrice gibi.

 Eski Prag Öyküleri, Rappaccini nin Kızı #2

Sayfa: 56

Etkileyici ve hüzünlü

Kentteki herkesin çekindiği profesörün göz kamaştıran bitkileriyle yaptığı deneyler ve ürettiği iksirlere pek aşina olmayan Giovanni, çok geçmeden bilim, aşk ve büyünün birbirine karıştığı karanlık bir hikâyenin parçası olur.

Hawthorne'un anlatımında sıklıkla sembollere de yer verdiği bu kısa öykü sayfalar ilerledikçe daha etkileyici ve ürkütücü bir hal alıyor.